5 Aralık 2007 Çarşamba

Gülüşü(n)

Gene bir bitiş. Başlangıçlar ve bitişler çoktandır karışır oldu. Yüreğime , yalnızlığımın dahi terk edileceği korkusu geliyor zaman zaman. Ama korku ne kadar doğal bir duygu olsa da yüreğimde yer etmemeli; çünkü yanında acı ve pes etmişliği,sinmişliği de getirir.Bense hep, hayatta her şeye karşı durdum , çabaladım, savaştım yenileceğimi bilsem de…Fakat bu kez farklı bir savaşın ortasındayım. Bazen isyan ediyorum , savaşıyorum gene . Tam başardım derken nerede, ne zaman , nasıl başladığını dahi hatırlayamadığım hatta ve hatta varlığını bile sorguladığım her türlü yaşamsal aktivitenin , ilişkilerin bitişine geliyorum. Ne alarak ne vererek… Arkamı dönmeden ve şikayet etmeden gidiyorum, sanırım alıştım artık.Ya da yalnızlığına sığınmanın verdiği güç bu…

Yaralı bir kuş misali , çığlıklarla bestelenmiş şarkılara saklanıyorum.Tek bir çığılığımı kendime bile duyurmamaya çalışarak tırmanıyorum hayat denilen bu ying ve yangın basamaklarını. Yanımda “yalnızlığın” kulağıma fısıldıyor sürekli adını , beklemekte olduğunu bildirerek. Sevmesem öyle kolay ki çekip gitmek…

Alevin , bir kibrit çöpünün yarattığı bu gizemin dans edişini seyrediyorum. Gözlerimde, yangın yeri misali küller birikiyor. Kim gelip süpürecek bu yalnızlık küllerini bilmiyorum. Gülerken ağlamanın nasıl olduğunu anlayan ve onları yığın yığın küller halinde biriktiren bu bedenime , söyle canım nereye gitmesini söylemeliyim? Sihirli düşlerden geçsek bulur muyum yine kendimi?

Gözlerimde, hayalin ve o gülüşün…Baktıkça Tanrı’ya şükrettiren ve “Hayatımdan hiç çıkmasın “ diye dua ettiren gülüşün. Damla damla yağan yağmur , yanımdan hiç ayırmayacağım uğur…Gecenin sakinliği,gündüzün hareketi. Renklerin en canlısı , çiçeklerin en tazesi, kelebeklerin kraliçesi…

Ve bu sevdanın sebebi , gülüşün…Sen…

Ve Gene Sen Oldum

Mutluluğu hak ettiğimi söyleyen insanlara nasıl bakacağım? Acaba gerçekten dünyanın en büyük ve en temiz kalbi gerçekten bende mi ? Sahi, koruyucu ve destek olabiliyor muyum? Oluyorsam daha ötesine geçebilecek kapasitem yok mu? Yaşadığını yaşamamak, söylediğini aslında söylememek … Kısacası şizofreni…Şizofren bir aşık…

İnsanların içerisindekileri görebilme yetisini öğrenebildim. Ve bu sayede görebildim kanatsız kelebekleri.Bu yıldız bahçesinde iki ruhun doyasıya şevişmesini.Yaz gecelerinin ilk defa bu kadar güzel olması. Ve de ilk defa bulutların üstünden bir kalbin sevginin gücüyle getirilmek istenmesi. Aşkı yaşamak, dost olmak… Karmaşa…

Zaman geçecek , gidecek. Yirmi dört saatlik yaşamın içerisinde birkaç dakikalık ömrümüzün çoğunu kendi ördüğümüz duvarların arasında geçiriyoruz. Gerçekten sevenlerimizin farkında olamıyor , hayatımızı başkaları için yaşıyoruz . Zaman geçecek , gidecek …Ve ben bu durmak bilmeyen zamanda , karanlığın tam ortasında elinde sönmeyen mumlarla gelmeni , dünyamızı ışıl ışıl yapmanı öyle isterdim ki… Tıpkı önceden olduğu gibi…

Ama mum söndü.
Sen oldum.
Her gece olduğu gibi…