Kayıtlar

http://bama.ua.edu/~gomez002/mayacal.html 20 Burç İMİX - TİMSAH Başlatıcı, İçgüdüsel olarak koruyucu, Arkadaş canlısı ve dışa dönük ama mesafesini korur, Yapmaktansa düşünmeyi veya seyretmeyi tercih eder. Timsah her şeyin altında yatan temel enerjiyi temsil eder. Temel yaratıcı gücün belli bir düzeni yoktur. Bu yüzden üretici sonuçlar elde etmek için Timsah insanları enerjilerini pratik ve kolektif çalışmalara yöneltmeliler. Dolayısıyla bir Timsah gününde doğanların rüyalara, sihir ve gizeme olan ilgileri ego veya benlik hislerinden çok daha güçlüdür. Kalplerinin sesini takip eden timsahlar dahi olarak görülürler. Temel engeli: Reddedilme duygusundan özgürleşmek, özellikle de ebevbeynlerden.Çözüm: Bir iş kurmak veya bir yuva yapmak. Ne için uygun bir gün: Yeni başlangıçlar yapmak için. Ik – Rüzgar Konuşkan, Spritüel, Çok-yönlü. Azimli, Güçlü iradeli, Kendinden emin. Rüzgar, hepimize hayat veren ve canlı tutan Hintlilerin “prana” dedikleri yaşamsal ruhu sembolize eder. Mayalara göre Rüz...

BİRAZ MİTOLOJİ DİYELİM

ARTEMIS VE BÜYÜK AŞKI ORION Artemis günün birinde uzun boylu iri yapılı fakat çok yakışıklı bir avcı olan Orion'u görerek ona aşık oldu. Öyleki bir zamanlar kendi kendine aldığı evlenmeme kararını bile unutup bu yakışıklı avcı ile evlenmek istedi. Fakat Apollon kızkardeşinin bu dev cüsseli mahlukla evlenmesini uygun bulmuyordu. Kız kardeşini vaz geçirmek iin çok uğraştı ancak Artemis onu dinlemedi. Kardeşinin Orion'a duyduğu sevginin ne kadar büyük olduğunu görüncede bunu kıskanmaya başladı. Ne söylerse söylesin kardeşi Artemis'I vaz geçiremeyeceğini anlayınca hileye başvurarak Orion'u ortadan kaldırmaya karar verdi. Birgün Orion denize girmiş yüzüyordu. Kıyıdan okadar uzaklaşmıştı ki, başı kara küçük bir nokta gibi görünüyordu. Apollon kızkardeşini yanına çağırdı, uzaktan görünen kara noktayı ona göstererek "Oraya kadar okunu gönderebilirmisin" dedi. Artemis heyecanla yayını hazırlarken o kara noktanın sevdiği erkeğin kafası olabileceğinin nerden bilecekti ki...

"Aramakla bulunmaz; ancak bulanlar daima arayanlardır"

Bu söz ne kadar doğrudur, bilmiyorum. Aramadığım halde, kayıp çorabımın tekini bulmuşluğum vardır. Belamı bulmuşluğum da... Şaka bir yana, ararsak bulma ihtimalimiz olduğunu varsayalım... Kaçımız ne aradığımızı gerçekten bilebiliyoruz ki?Bir “nesneyi” mi arıyoruz? Ya da bir “kavramı”? Yaşamımıza mantıklı bir çözülüm getirecek olan “açıklamayı”? Varlığımızı anlamlı kılabilecek bir “amacı”?...Rüyalarımızı mı arıyoruz, yoksa hangi rüyayı görmemiz gerektiğini mi keşfetmeye çalışıyoruz?Sabahları uyandığımızda, gün içinde halletmemiz gerektiğini düşündüğümüz kaç eylem bizi aradığımız şeye yaklaştırıyor? Yoksa basit hayallerle uğraşmak için fazla mı meşgul ve sorumluluk yüklüyüz?Sahi, kaçımız kendisine “arayabilme fırsatı” tanıyor?“Fazla düşünme, deli olursun!” derdi rahmetli babaannem. Gerçi “Geceleri ıslık çalarsan, şeytanları görürsün” de derdi; oysa gece vakti o kadar ıslık çalmışlığım vardır, hiçbirinde şeytan filan görmedim. Yine de deli miyim, bilemem tabii, ama beynimi pek susturabild...

Ece Temelkuran

Şikâyet ettikleri ve hep eleştirdikleri cumhuriyet elitinin halka dair tutumunu bu kadar üzerlerine giyinmeleri acaba iktidarın sarhoşluğundan mıdır?"Vatandaş" ve "halk" ayrımı yapan elitist zihniyet şöyle düşünür:Bu halk çocuk gibidir. Neyi neden yaptığını bilmez. Bir kara kalabalıktır. Nereye çekersen oraya... Cahildir, kolay yönlendirilir. AKP değil mi başörtüsü konusunda elitin bu türlü düşünmesinden, o genç kadınların birilerinin "adamı" olduğunu düşündükleri için kapandıklarını söyleyip duran elitin zulmünden şikâyet eden?İktidara, bu ve benzeri zulümlerden mağdur olduklarını söyleyerek, şimdi meydanlarda başbakan tarafından azarlanan halk tarafından taşınmadılar mı?Şimdi aynı şey değil mi, Meclis Başkanı Bülent Arınç'a sormak isterim bu soruyu, cezaevlerindeki tecride karşı ölüm orucuna yatan Avukat Behiç Aşçı'ya "Eylemi bırak" demek? Üstelik söze "hayatın kutsallığından" dem vurarak başlamak? Sanki en iyi ölmekte olan bi...

Sinema

Resim
Türkiye' de darbe günlerini anlatan film sayısı bir elin parmağını geçmez. Bu anlatımlar da zaten tam anlamıyla "darbe" olayını anlatmaz, dolaylı yönden ele alır. Babam ve Oğlum, Eve Dönüş gibi filmler darbe günlerini anlatan, ama bu anlatımı dramatik kurguyla süsleyen filmler olmuştu. Benimde beğeniyle izlediğim filmlerdi. Seyircilerin çoğu Babam ve Oğlum'u izleyince "...çok ağladık" demişti. Aslında o filmde verilen mesaj aile dramı değil, "darbe günlerinin ağırlığı" idi. Yurdum insanı “Dondurmam Gaymak" ta da, küfürlü ifadeler nedeniyle çok gülmüştü, filmin asıl eleştirisinin kapitalizm olmasına karşın. Vizontele Tuuba'da da komedi unsurları içinde anlatılmıştı darbe günleri. Yakın tarihin gizemini anlatan “Mavi Gözlü Dev, Eve Dönüş, Filler ve Çimen, Babam ve Oğlum” (daha adını sayamadığım mutlaka vardır) mihenk taşları oldu Türk sinemasında bence. Bu ülkedeki gerçekleri bir nebze de olsa ortaya koydular. Umarım böyle filmlerin devamı g...
Resim
biri vardır, gözünde büyütürsün, kalbinde büyütürsün. o kadar büyürki deler geçer kalbini, acitir. acisi kalir sonra.. o aciyla birlikte her şarkida, her kokuda, her görüntüde, her cümlede, her kitapta, her konuşmada onu hatirlarsin. kalir işte öylece kalbinde. kalmasi imge oluverir gözünde, romantik şarkilarda ille de hüzünlenmek için seçtiğin, aşkla ilgili bir cümlede hatirlanmasi gereken. o kişi olmasa da olur, ama sana yaşattiği hüznü kaldirip atamazsin bir anda. böyle bir şey benim için imge, aşkta uydurulmasi, ancak üstünde çok fazla durulmamasi gereken.

Sevgi eylem gerektirir...

Birgün melek ile şeytan karşı karşıya gelmişler. İkiside birbirinin gözlerine bakıp gözlerindeki ifadeyi okumaya çalışıyormuş. Melek şeytanın içinde kesin bir fesatlık olduğunu, şeytan ise melegin yüreğinin ne kadar temiz oldugunu biliyormuş. O sırada çok güzel bir müzik çalmaya başlamış.Şeytan ellerini meleğe doğru uzatmiş ve "Benimle Dans Eder Misin?" demiş.Melek bunu duyunca şaşırmış, o anda birden elini şeytana uzatmış ve dans etmeye baslamışlar. Çalan müzik o kadar güzelmiş ki ikiside birden romantik saatlere mahkum olmuşlar ve melek bir an şeytanın içindeki kötülükleri unutmuş. Şeytan dans sırasında meleğe dönmüş ve "Seni Seviyorum, Ya Sen"demiş. Melek yine bir şok dahayasamış. Durmuş ve düşünmüş bir an. "Şeytan Neden Bana Böyle Bir Şey Desin Ki? Ama Olsun Yinede Bende Ona Gerçek Olmasa Bile Bir Cevap Vereyim" demiş içinden ve melekte şeytana dönmüş "Bende Seni Seviyorum" demis.İşte o gün yeryüzünde dürüstlügün romantizme boynunu büktügü ve...