Kayıtlar

Rakı

Dönülmez akşamın ufkundayız azizim… İçki yasaklanabilir. Açık söyleyeyim, bence mahsuru yok. Ama rakı asla... Çünkü takunyalılar öyle zanneder ama, aslında "içki" değildir rakı. Yurt sevgisidir örneğin. İki tek attın mı "n'olacak bu memleketin hali?" diye endişelenmezsin aksi olsa... Tıp bazen çaresizdir, o ilaçtır. Gurbete bile iyi gelir. Kontörsüz muhabbettir. Büst gibi oturan adamın bile çenesini açar, gülümsetir. Kahkahadır. Hatıraları kaydeden hard disk'tir. Botoks'tur bir nevi. En kaknemi bile bir baska görünür gözüne. Çirkin kadın yoktur, az rakı vardır... İçilir, güzelleşilir. Herkesin gençlik hatası olabilir. Bira içersin. Sonradan para kazanıp tenise başlayınca, şarap içmeyi matah zannedersin. Amerika'da TIR şoförlerinin içtiği viskinin dublesine Etiler'de TIR parası ödersin, ayrı... Ama kürkçü dükkânıdır. Döner dolaşır, gelirsin... Orhan Gencebay'dır. Entel barlarda, sosyete kulüplerinde dinlemeye utanırsın... Ama hepimiz biliriz k...

Hrant Dink'ten Koçgiri Aşiretine

Bu yazı, 04 Şubat 2007'de Radikal Gazetesinde (Radikal 2'de), Naci Kutlay imzasıyla, yayınlanmış . Naci Kutlay'ı kısaca söyle tanıyabiliriz {kendi kaleminden --çok hafif redakte ederek aktarıyorum}: Ben, M. Naci Kutlay, 1931 doğumlu ve Ağrı’lıyım. Emekli doktorum. Ankara’da oturuyorum. Kürt tarihi ve sosyolojisi üzerinde çalışmalarım, Kürtçe roman ve çevirilerim oldu. Gazete ve dergilere çoğu Kürtler konusunda olmak üzere makale ve öyküler yazdım. "İttihat-Terakki ve Kürtler", "Zevîyên Soro" (Kürtçe roman), "Soro’nun Toprakları" (Zevîyên Soro’nun Türkçesi), "Kırkdokuzlar Dosyası", "Kürt Kimlik Oluşum Süreci", "Evîna Cemîlê" (Cengiz Aytmatov’dan tercüme roman), "Anılarım", "Dê û Damarî" (Egîdê Xudo’dan Latin Alfabesine transkription), "21. Yüzyıla Girerken Kürtler", "Türk Siyasal İslamcılığında Kürt Damarları" kitaplarım yayınlandı. Diyarbakır DDKO kuruculuğu ve yöneticiliğin...
Sonunda ne fark ediyor insan? Aşkı da, sevgiyi de , prensesleri de, böcekleri de kendisinin yarattığını.Zaten kendini sevemeyen nasıl başkasını sevebilir ki? Kendisine yetemeyen başkasına nasıl yetebilir ki? Tanrı'ya teşekkür edebileceğim bir çok şey var. Ne mutlu bana ki kendimi seviyorum , ne mutlu bana ki 'aşkı' yaratabiliyorum ve ne mutlu bana ki tüm güzellikleri de zorlukları da görebildim.Daha kötüsü var mıdır daha güzeli var mıdır? Elbette vardır. Ama hayat gösterdikçe ona karşı duruşumuz dikleşecektir. Sevgiyi , kendini , tözünü ve özünü fark edebilenlere ne mutlu! Pişmanlık yaptıkların için değil, yapamadıkların için vardır. Geri dönüşü yoktur bu hayatın ve yapamadıkların seninle birlikte yapılmamış bir şekilde mezara giderler. Bir daha onlara ulaşma şansınız yoktur. Bu kısacık ömürde hızla geçen zamanı durduramazsınız ama sizin için mükemmel geçmesini sağlamak elinizdedir . İşte bu mükemmelliği sağlayabilmenin benim elimde olduğunu başkasında, başkalarında veya he...
http://bama.ua.edu/~gomez002/mayacal.html 20 Burç İMİX - TİMSAH Başlatıcı, İçgüdüsel olarak koruyucu, Arkadaş canlısı ve dışa dönük ama mesafesini korur, Yapmaktansa düşünmeyi veya seyretmeyi tercih eder. Timsah her şeyin altında yatan temel enerjiyi temsil eder. Temel yaratıcı gücün belli bir düzeni yoktur. Bu yüzden üretici sonuçlar elde etmek için Timsah insanları enerjilerini pratik ve kolektif çalışmalara yöneltmeliler. Dolayısıyla bir Timsah gününde doğanların rüyalara, sihir ve gizeme olan ilgileri ego veya benlik hislerinden çok daha güçlüdür. Kalplerinin sesini takip eden timsahlar dahi olarak görülürler. Temel engeli: Reddedilme duygusundan özgürleşmek, özellikle de ebevbeynlerden.Çözüm: Bir iş kurmak veya bir yuva yapmak. Ne için uygun bir gün: Yeni başlangıçlar yapmak için. Ik – Rüzgar Konuşkan, Spritüel, Çok-yönlü. Azimli, Güçlü iradeli, Kendinden emin. Rüzgar, hepimize hayat veren ve canlı tutan Hintlilerin “prana” dedikleri yaşamsal ruhu sembolize eder. Mayalara göre Rüz...

BİRAZ MİTOLOJİ DİYELİM

ARTEMIS VE BÜYÜK AŞKI ORION Artemis günün birinde uzun boylu iri yapılı fakat çok yakışıklı bir avcı olan Orion'u görerek ona aşık oldu. Öyleki bir zamanlar kendi kendine aldığı evlenmeme kararını bile unutup bu yakışıklı avcı ile evlenmek istedi. Fakat Apollon kızkardeşinin bu dev cüsseli mahlukla evlenmesini uygun bulmuyordu. Kız kardeşini vaz geçirmek iin çok uğraştı ancak Artemis onu dinlemedi. Kardeşinin Orion'a duyduğu sevginin ne kadar büyük olduğunu görüncede bunu kıskanmaya başladı. Ne söylerse söylesin kardeşi Artemis'I vaz geçiremeyeceğini anlayınca hileye başvurarak Orion'u ortadan kaldırmaya karar verdi. Birgün Orion denize girmiş yüzüyordu. Kıyıdan okadar uzaklaşmıştı ki, başı kara küçük bir nokta gibi görünüyordu. Apollon kızkardeşini yanına çağırdı, uzaktan görünen kara noktayı ona göstererek "Oraya kadar okunu gönderebilirmisin" dedi. Artemis heyecanla yayını hazırlarken o kara noktanın sevdiği erkeğin kafası olabileceğinin nerden bilecekti ki...

"Aramakla bulunmaz; ancak bulanlar daima arayanlardır"

Bu söz ne kadar doğrudur, bilmiyorum. Aramadığım halde, kayıp çorabımın tekini bulmuşluğum vardır. Belamı bulmuşluğum da... Şaka bir yana, ararsak bulma ihtimalimiz olduğunu varsayalım... Kaçımız ne aradığımızı gerçekten bilebiliyoruz ki?Bir “nesneyi” mi arıyoruz? Ya da bir “kavramı”? Yaşamımıza mantıklı bir çözülüm getirecek olan “açıklamayı”? Varlığımızı anlamlı kılabilecek bir “amacı”?...Rüyalarımızı mı arıyoruz, yoksa hangi rüyayı görmemiz gerektiğini mi keşfetmeye çalışıyoruz?Sabahları uyandığımızda, gün içinde halletmemiz gerektiğini düşündüğümüz kaç eylem bizi aradığımız şeye yaklaştırıyor? Yoksa basit hayallerle uğraşmak için fazla mı meşgul ve sorumluluk yüklüyüz?Sahi, kaçımız kendisine “arayabilme fırsatı” tanıyor?“Fazla düşünme, deli olursun!” derdi rahmetli babaannem. Gerçi “Geceleri ıslık çalarsan, şeytanları görürsün” de derdi; oysa gece vakti o kadar ıslık çalmışlığım vardır, hiçbirinde şeytan filan görmedim. Yine de deli miyim, bilemem tabii, ama beynimi pek susturabild...

Ece Temelkuran

Şikâyet ettikleri ve hep eleştirdikleri cumhuriyet elitinin halka dair tutumunu bu kadar üzerlerine giyinmeleri acaba iktidarın sarhoşluğundan mıdır?"Vatandaş" ve "halk" ayrımı yapan elitist zihniyet şöyle düşünür:Bu halk çocuk gibidir. Neyi neden yaptığını bilmez. Bir kara kalabalıktır. Nereye çekersen oraya... Cahildir, kolay yönlendirilir. AKP değil mi başörtüsü konusunda elitin bu türlü düşünmesinden, o genç kadınların birilerinin "adamı" olduğunu düşündükleri için kapandıklarını söyleyip duran elitin zulmünden şikâyet eden?İktidara, bu ve benzeri zulümlerden mağdur olduklarını söyleyerek, şimdi meydanlarda başbakan tarafından azarlanan halk tarafından taşınmadılar mı?Şimdi aynı şey değil mi, Meclis Başkanı Bülent Arınç'a sormak isterim bu soruyu, cezaevlerindeki tecride karşı ölüm orucuna yatan Avukat Behiç Aşçı'ya "Eylemi bırak" demek? Üstelik söze "hayatın kutsallığından" dem vurarak başlamak? Sanki en iyi ölmekte olan bi...