Kayıtlar

İsveç Aylığı: Ekim

Resim
Ekim ayı burada geçişin başladığı ay. Artık sıcağa ve aydınlığa veda etmenin, karanlık, soğuk ve yağışlı günleri karşılamaya hazır olmanın habercisi olan ay Ekim. Nisan ayında dizimde oluşan bir problemden dolayı hastaneden randevu almak istemiştim. O randevunun 4 Aralık 2017 tarihine verildiğinin haberi Ekim ayında geldi. Nisan’da doktora gitmek için ağrı ile koşturmuş, Türkiye’deki ortopedi ve travmatoloji uzmanı yakın bir arkadaşımın uzaktan yardımı ile çoktan kendi kendime düzelmiş ve konuyu unutmuştum. Bu ara başka bir derdim vardı. Dışım ağrıyordu ve bulunduğum yerde devleti bırakın, özel bir dış hekimi de yoktu. Öte yandan devlet güvencesi dışı ne yazık ki karşılamıyordu. Böylece, İsveç sağlık sistemi ile tanışmıştım. Tam bunu derken tanışıklığımız hızla ilerledi ve yine aylık Türkiye (evet, her ay Türkiye’ye gelip gittim ve bu yolculuk kapıdan kapıya on dört saat sürdü) gidiş gelişimi yapmıştım. Öyle hasta olan biri değilimdir. En son ki antibiyotik kullanım tarihimi dahi hatı...

İsveç Aylığı: Eylül

Resim
“İnsan yaşadığı yere benzer O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer Suyunda yüzen balığa Toprağını iten çiçeğe” Edip Cansever Eylül hazan mevsiminin başlangıcıdır. Nedendir bilinmez hüzün kaplar içinizi memlekette. Nerede olduğunuzdan farksız, ölümdür bir anlamda çünkü. Kışı hissetmezsiniz mesela. Her şey donar. Soğuktur artık. Soğuğa yaklaşmadıkça yanmazsınız. Dokunursanız, sonbaharın boğazınızı düğümlediğindeki acıdan daha fazlasını verir. Fakat bu acı anlıktır. Canınızı yakar, gider. Sonbaharda hissettikleriniz ise kalıcıdır. Biri kalp krizi ise, diğeri kanserdir. Burada da sonbahar farklı gelmedi tabi. Hava sıcaklığı çok ani değişmese de biraz düştü. Yapraklar hafiften o muhteşem yeşil-sarı-kırmızı geçişini yapmaya başladı. Doğanın renklerinin yasaklanabildiği bir ülkeden gelmiş olan ben için, bu manzarayı tekrar kucaklamak paha biçilemez bir mutluluktu. Eylül ayı, benim için de ailesel anlamda önemli bir ay oldu ve bu vesile ile...

İsveç Aylığı: Ağustos

Resim
İsveç’te yazın son ayı veya buradaki mevsimi sadece yaz – kış olarak indirgersek yazın bitmesine bir ay kala olan ağustos ayı da temmuz gibi sıcak geçiyor. Gündüzleri sıcaklık 18 – 21 o C, geceleri ise 9-11 o C arasında değişiyor. Yeşil tonları her tarafınızı sarmaya devam ederken, ufak tefek sararıp solan yapraklar da gözden kaçmıyor değil. Bu ay, malum geldiğimden beri sadece tek oda ve ayrı bir mutfağı olan 30lu yıllardan kalan bir blokta yaşadığım için ev aramaya başladığım ay oldu. Bu, Türkiye, ABD gibi emlak sektörünün serbest piyasa koşullarında olduğu ülkelerde yaşayanlar için kulağa şaşırtıcı gelebilecek bilgilerin de başlangıcı olduğu zamanlar. İsveç’te yaşamaktan vazgeçmeniz için biranızı istediğiniz zaman alamamanız, devletteki her işin ağır sürmesi, gizli ırkçılık, acıktığınız zaman çıkıp dışarı bir bakkal, market bulamamak, her şeyin zamanı olması, ağır ve çok miktarda vergi (burada David Ricardo’ya Vergilendirmenin İlkesi kitabı için bir selam gönderelim) gibi ned...

İsveç Aylığı: Temmuz

Resim
İsveç’te yaz muhteşem güzelliği ile sürerken tatil döneminin geldiğini de bu ay ile birlikte anlamış oldum. Tatil kısmına değinmişken, ülkedeki tatil hakkından bahsetmek gerekir. İsveç’te resmi yıllık izin hakkınız yirmi beş iş günü. Yani bu beş hafta izin demektir. Bunun dışında yıllık fazla mesaiden doğan bir yirmi sekiz iş saati ve bu kısmı sanıyorum ki sadece bizim firmaya özgü olmak üzere bir de yirmi dört iş saati hakkı vardır. Yirmi dört saat izni, hafta sonu ile arasında tek gün kalan günlerde kullanılmaktadır. Tekrar yirmi beş iş gününe dönersek, bu iznin tamamını ilk senede kullanamazsınız. Bunun bir kısmı için senelik borçlanır, üç seneyi tamamladıktan sonra bu borçtan kurtulursunuz. Bu vesile ile İsveç’te hemen hemen her şeyin çok net ve ağır bir karşılığının olduğunu belirtelim. Bunun nedeni, sisteme girmenin zor ve zaman alan bir süreç olmasıdır. Düşünün, izniniz için borçlanıyorsunuz, fakat bu borcu üç sene sonunda silebiliyorsunuz. Çalışan bir insan psikolojisi üç yılı ...

İsveç Aylığı: Haziran

Resim
Şimdiye kadar olumsuz yönleri zaman zaman ağır bassa da İsveç’te yaşadıklarımı aktarmaya çalıştım. Haziran gelişi ile birlikte her yerim yem yeşil olması, güneşin batış saatinin 22:31, alacakaranlık denilen güneşin doğmaya başladığı saatin 00:17, tam gün doğumunun ise 03:42 olduğu ilginç zamanlar yaşamaya başlamıştım. Güneş gerçekten dünyanın enerjisi… Güneşin gelmesiyle bendenizin yataktan uyanması, hareketli oluşu, görece tekrar neşeli bir hale bürünmesi bir oldu. Hiç değilse geç saatlere kadar, havanın da ısınmasının verdiği cesaretle elimde kitap, dergi, gazete ne varsa çimlere uzanıp muhteşem göl manzarası eşliğinde okuyabiliyor, tek başıma da olsa piknik yapıyor, köyün sevilmeyen Arap çocukları ile top oynuyor, ara sıra arkadaşlarla mangal yapmaya gidebiliyordum. Bu ayla birlikte, daha önce ortada gözükmediği kadar insan görünür oldu. Onca ayı dört duvar arasında geçirdikten sonra aslında yalnız olmadığınızı bilmek güzel bir duygu. Haziran ayı ile birlikte muhteşem bir manzara, ...

İsveç Aylığı: Mayıs

Resim
Mayıs ayında yeşil kendisini göstermişti. Beyaz örtü geriye çekilirken, altından yeşermekte olan toprak ortaya çıkıyordu. İleride çiçek ve meyve olarak dönecek tohumlar görünür olmuştu. Hava sıcaklığı gündüz on ile on beş derece arasındayken, gece beş dereceye geriliyordu. Bu sıcaklıklara sevdiğim sıcaklıklar diyebileceğim gibi her geçen gün uzamakta olan gün de bahar ile birlikte muhteşem bir enerji vermekteydi. Kış ile yazın savaşından, bahar ile yazın savaşına doğru geçmiş, daha sıcak ve dengeli bir mevsime doğru ilerliyor olmuştuk. En sık yağmuru da yine bu ayda görmüştüm. Mayıs ayında İsveç sol ve liberal bakış açısını en iyi anlamamı sağlayan cümle ile karşılaştım. Firmamızın her sene dünyadaki tüm şubelerinin teknik çalışanlarının katılımı ile yapılan teknik alışveriş konferansında bir araya gelmiştik. Her konferans sonrası olduğu gibi burada da akşam yemeği ve ardından bol içilen bir akşam yaşanıyordu. Danimarka şube müdürlüğümüzü yapan ve inanın samimiyetine oldukça...

İsveç Aylığı: Nisan

Resim
Nisan ayı nihayet maaşımı aldığım, artık internet bağlantımın olduğu, kar yağışının durduğu ve güneşin “sıcak” yüzünü göstermeye başladığı ay olarak kazındı hafızama. Lars The Graveyard (Mezarlık) lakaplı bir iş arkadaşımın bana söylediği şekliyle bu ay bahar ile kışın savaşı şeklinde geçen bir aydır. Bir gün güneş varsa, ertesi gün bol yağmur, bir sonraki gün kar yağışı ile karşılaşmanız olasıdır. Sıcaklık gündüz yedi sekiz dereceleri buluyor olsa da, hava kararınca tekrar eksi haneleri görmeniz işten bile değil. Bu ay, İsveç medeniyeti ve demokrasisin üzerinde yükseldiği bazı gerçekleri ilk ağızdan öğrenme imkânım oldu. Soy ismi Keskitalo olan bir iş arkadaşıma, soy isminin İsveççe olup olmadığını sormamla bu gerçeklerin iplik söküğü gibi dökülmesi bir oldu. Öncelikle size İsveç “ırkını”, sonra halkını anlatmam gerekiyor. İsveç “ırkı” dediğinizde bahsettiğiniz şey aslında bir Cermen halkıdır. Öyle ki başka bir Cermen kökenli halk olan şımarık kız kardeş İngilizlerin ve büyük a...